Hat üstatlarını Batılı ressamlar kadar tanıyamadık

Prof.Dr. Muhittin Serin: Hat üstatlarını Batılı ressamlar kadar tanıyamadık

Modern resmin öncülerinden Picasso’nun ‘Benim resimde varmak istediğim son noktayı İslam yazısı çoktan bulmuş.’ dediği rivayet edilir.

Prof. Dr. Muhittin Serin, Picasso’nun yıllar önce güzelliğinden etkilendiği, hüsnü hat ile ilgili çalışmalarıyla tanınıyor. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Türk-İslam sanatları tarihi profesörü ve aynı zamanda hattat olan Serin, ‘Bizim de Picasso’larımız, Rodin’lerimiz var.’ diyerek, Şeyh Hamdullah, Hafız Osman, Şevki Efendi ve Mustafa Rakım gibi önemli hattatları gösteriyor. Serin, çağımızın büyük ustalarından Kemal Batanay’dan tâlik usulde icazetli ve 30 yıldır hat sanatıyla meşgul. Geçtiğimiz günlerde Batanay’ın çok yönlü hayatını ve hat sanatındaki serüvenini anlatan “Kemal Batanay, Bestekâr, Tambûrî, Hattat, Hafız” adlı kitabı yayımlanan Muhittin Serin ile ‘Türk Hat Üstadları’ serisini ve hat sanatını konuştuk.

‘Türk Hat Üstadları’ adlı eserleri yazmaya nasıl başladınız?

Geçtiğimiz yarım asır süresince hat sanatının fiziki ve iç güzelliklerinden bir hayli uzaklaştık, hatta yabancılaştık da diyebiliriz. Günümüz aydınları ve gençlerimiz, Batı’nın modern ressamlarını dahi etkileyen hat sanatının üstadlarını ve onların bugün muhtaç olduğumuz huzurlu dünyalarını, Batı kültürünün sanatkârlarını tanıdıkları kadar tanıyamadan yetiştiler. Bu eksikliği gören Kubbealtı Kültür Sanat Vakfı ve Ekrem Hakkı Ayverdi’nin teşvik ve gayretleriyle 1980’den başlamak üzere ‘Hat Sanatımız’, ‘Hattat Aziz Efendi’, ‘Hattat Şeyh Hamdullah’, ‘Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar’ ve 2006’da İTO’nun desteği ile ‘Kemal Batanay’ adlı eserimiz yayınlandı. Kültür ve sanat çevrelerinde ilgi gördü.

Kitap, Kemal Batanay’ı yeniden gündeme getirdi…

Uzun süren bir hatıra, belge, arşiv ve fotoğraf çalışması sonucu hazırlandı Batanay kitabı. Kemal Batanay’ın ailesi, çocukluğu, musiki ve hat eğitimiyle ilgili bilgiler yer alıyor. Hat sanatına on beş yaşlarında başlayan Batanay, tâlik tarzının en kadim isimlerinin başında geliyor. Muhyiddin Efendi, Hasan Hüsnü Efendi, Hulusi Efendi, Mehmed Efendi ve Ferid Bey’den hat; Emin Dede, Rauf Yekta, Ahmet Irsoy, Ahmet Avni Konuk, Ömer Bey, Kadı Fuad Efendi ve Refik Fersan’dan tambur ve müzik dersleri alan Batanay, aynı zamanda bestekâr, tambûri, hafız ve şairdi.

Kemal Batanay kitabının sizin için daha özel bir yeri var sanırım…

Evet, Kemal Batanay ile yazı meşk ettiğim 1967 senesi bir perşembe günü, Süheyl Ünver beni karşısına alıp, ‘Oğlum geçmişte üstatlara en büyük ihaneti kim yapmıştır biliyor musun? Ders ve feyiz aldıkları hocalarının hayatları, sanatları, iç dünyaları ve çalışma tarzları hakkında hiçbir bilgi nakletmeyen talebeleri… Sen hocasına ihanet edenlerden olma.’ diyerek beni uyardı ve o günden itibaren Kemal Batanay ile ilgili gözlemlerimi yazmaya başladım.

Kitapta, hocanız ile yakınlığınız dikkat çekiyor. Geleneksel sanatlarda hoca-talebe ilişkisi nasıldır?

Klasik sanatlarımızda hoca ile talebe arasında zamanla samimi bir alaka doğar. Talebenin üstadından yeteri kadar yararlanabilmesi için onun dünyasında erimesi gerekir. Talebe üstadından sanat eğitimi ile beraber manevi bir terbiye de alır, hocanın bütün iç güzellikleri farkında olmadan şahsiyetini etkiler. Bütün tekkelerde sanat, insan terbiyesinde bir vasıta olarak kullanılmıştır. İnsanın kendine ve çevresine zararlı düşüncelerden temizlenmesi için sanattan daha güçlü bir terbiyeci yoktur.

Kemal Batanay kitabından sonra sırada ne var?

Yaklaşık on yıldır Kanuni devrinin hat güneşi olarak kabul edilen Ahmet Şemseddin Karahisari ile ilgili bir kitap üzerinde çalışıyorum. Rabb’im ömür verirse bu araştırmamı da eser haline getirmek arzusundayım.

‘Geleneksel sanatlar usta-çırak ilişkisiyle öğrenilir’

İnsanlar sadece dini bir simge, İslami bir sembol olması sebebiyle hat sanatına karşı bir ilgi duyuyorlar; ama çizgi ahenginin arkasındaki manayı, İslam’ın dünya görüşünü kavramak için önce okuyabilmeli, hatta manasını da anlamalıdır. Yoksa sadece şekilden ibaret kalır. Günümüzde 4-5 aylık kurslarla bu sanatları öğrenmeye ve öğretmeye çalışıyorlar. Halbuki geleneksel sanatlar usta-çırak ilişkisi içinde, aşkla ve uzun bir emek sonunda ancak elde edilebilir.

15.08.2006 – Musa İğrek – İstanbul – Zaman

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: