Süheyl Ünver – Mehmet Nuri Yardım

BİR MEKTEP ADAM: SÜHEYL ÜNVER
Mehmet Nuri Yardım

Geleneksel Türk sanatları bugün büyük ilgi görüyor. Gençler sevgiyle koşup öğreniyorlar bu ölümsüz maharetlerimizi… Düne kadar burun kıvrılan öz sanatlar, önemsenmeyen has eserlerimiz bugün el üstünde, baş üstünde… Artık tezhip, ebru, hat, minyatür gözde sanatlar… Sadece yurtiçinde değil, yurtdışında da bu sanatlarımız büyük rağbet görüyor. Sergiler açılıyor ardarda değişik ülkelerde… Peki bu sevindirici gelişmede en çok kimlerin payı var dersiniz? Tabii ki bugün ebedî mekânda yatan başta merhum Süheyl Ünver ve diğer büyük hocaların emekleri çok büyük…
Ömrünü İstanbul’a ve güzelliklerine adayan Süheyl Ünver, tek başına bir enstitü, bir akademi, bir üniversiteydi. Hayatının son döneminde, vefatından bir yıl önce kendisini ziyaret etmiş ve bir gazetemiz için görüşme yapmıştım. Doğrusu İstanbul’un manevi coğrafyasını bu kadar iyi bilen, estetiğine bu derece düşkün bir ikinci adam var mıydı bilemiyordum. Hocaya büyük bir hürmet ve minnet duymaya başladım. O da bana sevgisini esirgemedi doğrusu.
Çok değerli hocalardan ders alan Süheyl Ünver’in biyografisini iyi okumakta fayda vardır. Hem hekim, hem tarihçi, hem de ressam olan Prof. Dr. A. Süheyl Ünver, 1898 yılında İstanbul Haseki’de doğdu. Babasından Arapça ve Farsça’yı öğrendi. Daha sonra Meba-ül İrfan adlı özel okulun üçüncü sınıfına kaydoldu. 1912’de Mercan İdadisi’ne girdi. 1915 yılında burayı bitirerek Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye’ye girdi. 1916 yılında Darülfünun Tıp Fakültesi’ne geçti. Şemsü’l Mekâtip ve Mekteb-i Güzin’de hüsn-i hat, resim ve ahlâk dersleri verdi.
1924’te Haseki Hastanesi’ne Serriyat-ı Dahiliye ve İntaniye asistanlığına atandı. 1933 Atütürk’ün Üniversite Reformu’ndan sonra Tıp Tarihi ve Deontoloji Kürsüsü’nün başına getirildi. Türkiye’de ilk Türk Tıp Tarihi Enstitü ve Müzesi’ni kurdu. 1936 yılında başladığı Güzel Sanatlar Akademisi’nde verdiği Türk Minyatürü hocalığı 1956 yılına kadar devam etti. 1939 yılında profesör, 1954’te ise ordinaryüs profesör oldu. 1973 yılında emekliye ayrılmasına rağmen çalışmalarına aralıksız devam etti. 1986 yılında kalp yetmezliğinden vefat etti.
Süheyl Hoca ile 1985 yılında yaptığımız görüşmede, geleneksel sanatların ihyâ edilmesi gerektiğini söylüyor ve bu yolda devlet ve millet olarak büyük çabalar harcanması gerektiğini ifade ediyordu. Doğrusu o bu konuda üzerine düşen görevi hakkıyla yerine getirmişti. Kurslar düzenliyor, konferanslar veriyor, makaleler yazıyor, kitaplar hazırlıyordu. Asırlık bir ömrü ölümsüz sanatlara adamıştı.
Muhtelif kitaplar hazırlamış, ansiklopedi ve ilmî mecmualara binlerce makale yazmıştı. Bunlarla da yetinmemiş, dâvet edildiği yerlere konferanslar vermeye gidiyordu. Bu arada düzenli kurslar da tertip ediyor, isteklilere tezhip ve minyatür dersi veriyordu. Süheyl Hoca eskilerin, “hezarfen” dedikleri “bin hünerli” şanslı ve talihli insanlardandı. Mimarîden anlıyor, resim yapıyor, hat, ebru, minyatür ve tezhip ile hemhâl oluyordu. Adeta bütün dünyasını bu güzellikler kaplamıştı. Çizgilerden, renklerden, desenlerden, motiflerden oluşan bambaşka bir kâinat… Süheyl Ünver her şeyden önce bir “hoca”ydı, kelimenin tam anlamıyla verici, donatıcı, kuşatıcı ve zenginleştirici idi. İlmini kıskananlardan değildi asla. Herkese ve her müesseseye bir şeyler aktarmak ve vermek istiyordu.
Kitaplar arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı’nın yayınladığı “İstanbul Rehberi” çok önemli bilgi, belge ve arşiv resimlerini ihtiva ediyor. Bu eserde yer alan mıntıkalar arasında Eyüp, Fatih, Aksaray, Haseki, Kocamustafapaşa, Topkapı, Yedikule, Beyazıt, Eminönü, Vefa, Topkapı Sarayı, Galata, Boğaziçi, Kadıköy ve Üsküdar da bulunuyor. Albümün içindeki değerli çalışmalar ve açıklayıcı bilgiler sonu gelmeyen bir İstanbul seferine ve keşfine çıkarıyor İstanbulseverleri. İstanbul Rehberi, “Tarihte İstanbul” bölümüyle başlayarak “Fetihten önce İstanbul”, “Fetih ve İstanbul”, “Osmanlıdan Cumhuriyete”, “Cumhuriyet döneminde İstanbul”,”Dersaadet ve Üç İstanbul” başlıklarıyla İstanbul’un tarihi seyrini ve serüvenini özlü ve kısa bilgilerle ortaya koyuyor. Ardından İstanbul’la ilgili tarihî, mimarî, kültürel bütün şehir dokusunu rafine bir biçimde okuyucuya sunuyor. İstanbul’un ilçeleri; cami ve külliyeleri, müzeleri, kilise ve sinagogları, hasır, yalı, köşk ve konakları, hamamları, sütunları ve kuleleri, çeşme, sebil ve sus tesisleri, mezarlıkları ve türbeleri, tekkeleri, kamu binaları ve ziyaret binaları, özel kütüphaneleri, doğal güzellikleri ve son dönem modern mimarî özellikleri görsel malzemelerle, harita ve fotoğraflarla İstanbul için tam bir rehber niteliğinde.
“Sevdiğim İstanbul” eserinde de Süheyl Ünver’in Karacaahmet, Topkapı Sarayı, Bebek, Kuruçeşme, Salacak, Üsküdar, Eyüpsultan, Silivrikapı, Harem, Beykoz, Kandilli, Anadoluhisarı, Haseki, Altunizâde ve Çamlıca Kısıklı’da gördüğü ve resmettiği eserler yer alıyor. “İstanbul’dan Bir Demet”te yer alan resimler arasında Karacaahmet, Üsküdar, Doğancılar, Eyüpsultan, Gümüşsuyu ve Beyazıt çevresi bulunuyor. Hoca, bu semtlerde gördüğü çeşmeleri, câmileri, türbeleri, mezarlıkları ve diğer tarihî mekânları resmediyor.
Bu yıl İstanbul’un fethinin 550’nci yılı kutlanıyor. İstanbul’un en büyük sevdâlılarından Süheyl Ünver Hoca’yı böyle mütevazı bir yazıda yâd etmek iyi ama onun hâtırasına ve hizmetlerine sahip çıkmak her vatanperverin görevidir diye düşünüyorum. Yazıya bir mini hâtıra ile son vermek istiyorum.
Büyük edebiyatçı Ahmet Hamdi Tanpınar ile Süheyl Ünver Hoca ile Beyazıt Câmiinin önündeki meydanda karşılaşırlar. Tanpınar’ın acelesi vardır, çünkü üniversitede derse girecektir. Uzaktan el sallar kadîm dostuna, sonra da seslenir: “Süheyl, İstanbul sana emanet!” Bu, iki üstadın son görüşmesi olur. Zîra birkaç gün sonra Tanpınar vefat eder. “Huzur” yazarı büyük bir gönül ferahlığı içinde İstanbul’u Süheyl Hoca’ya emanet edebiliyordu. Acaba büyük sanatkâr İstanbul’u kimlere emanet etti, biz kimlere teslim edeceğiz… Ne var ki, bu kutlu şehrin her zaman sâhibi olmuştur. O mübarek eller, kendilerine tevdi edilen hizmeti mutlaka yerine getirir. Türk’ün ve İslâm’ın bu azîz, saltanatlı muhteşem şehrini büyük bir zevk ve şevkle îmâr, ihyâ ve inşâ ederler…

sanatalemi.net

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: